Firma Sayısı : 73617 İlan Sayısı : 2294
Haber / Makale Sayısı : 59 Site Sayısı : 19461 Resim Sayısı : 2563

Meslek Seçiminde ``aile Çocuğunu İyi Tanımalı``
2011-07-18 14:07:21



Meslek Seçiminde ``aile Çocuğunu İyi Tanımalı``


Bireylerin farklılıkları unutulmamalıdır, çocuğun mutlu ve başarılı olabileceği alanın, velinin kafasındaki alan olmayabileceğine dikkati çekti. Ortaöğretimde yapılan alan seçimlerinde dahi anne babanın etkili olduğuna işaret eden Acar, öğrencilerin de daha sonraki yıllarda, ``Lisede bu alanı seçtim, üniversitede de bu alanda gideceğim`` diye şartlandığını ve bu nedenle başarının baştan kaybedilebildiğini hatırlattı. Meslek seçerken göz önünde bulundurulması gereken en önemli noktaları, ``ilgi, yetenek ve güdülenme`` olarak sıralayan Acar, şunları söyledi: ``İlgi, yetenek ve güdülenme arasındaki bu döngü, çok önemli. `Ben mühendis olacağım` diyor çocuk. İlgisi var ama yeteneği daha düşük. Böyle durumlarda, ara meslekler akla gelmeli. Örneğin teknikerlik. Hem çocuğun ilgisine yönelik, hem de doğru düzeyde bir karar alınmış olur. Meslek seçimi yapılırken kişilerin kendilerini ve toplumdaki olanakları, ailelerin de çocuklarını iyi tanımaları gerekiyor. Bu süreçte dayatma, kıyaslama, karşılaştırma olmamalı. Aileler, çocukların mutlu olacağı mesleği seçmesi konusunda köstek değil destek olmalı. Ebeveynler, bireyler arasında ayrılıkların olduğunu fark etmeli ve bunu da çocuğa hissettirmeli. Çocuklar da değerli ve kendine özgü olduklarını bilmeli.`` Acar, çocukların neye ilgisi olduğunun iyi değerlendirilmesi gerektiğini, izlenen televizyon programları ya da okunan kitaplardan yönelimlerin anlaşılabileceğini, ancak ergenlik döneminde ilgilerin durağan olmadığının hatırlanması gerektiğini ifade etti. Türk toplumunda, ``bir mesleğe girdiğiniz zaman ölene kadar onu yapmak zorunda olduğunuza`` dair bir kanı olduğunu anlatan Acar, değişen ihtiyaçlar karşısında insanların kendilerini geliştirerek farklı alanlardaki açıkları kapatmaya yönelebileceklerini söyledi. ``Herkes doktor, mühendis olmaz`` Prof. Dr. Acar, ``Dershaneye gönderiyorum, her türlü imkanı sunuyorum, elimden geleni yapıyorum ama çocuk çalışmıyor`` diye yakınan velileri de uyararak, ``Bu çocuklar belli ki, baskı altında ve bu nedenle de ilgi göstermiyorlar, ilgi alanları bu değil. Herkes doktor olmaz. Herkes mühendis olmaz. Etrafta işsiz mühendis, Tıpta Uzmanlık Sınavı`nı (TUS) kazanamayıp ilaç mümessilliği yapan doktorlar da var`` dedi. Ara meslek elemanlarına yoğun talep olduğuna işaret eden Acar, toplumda kültürel ve sosyolojik açıdan ara meslek elemanlarına çok fazla değer verilmediği için ailelerin çocuklarını bu alana yönlendirmekten çekindiğini kaydetti. Acar, oysa bu mesleklere talebin fazla, arzın az olduğunu, bu nedenle de fazla kazanç getirebildiğini anımsattı. Meslek seçiminin mikro değil makro düzeyde değerlendirilmesinin de önemine dikkati çeken Acar, ``toplumların bazı mesleklere doyduğunu``, bu tür mesleklerin seçilmesiyle işsizliğin baştan kabul edilmiş olduğunu vurguladı. Acar, ``Meslek seçimi deyip geçmeyin. Bu seçim sadece bireyi değil toplumu da ilgilendiriyor. Meslek seçimlerinden dolayı mutsuz olan kişiler yüzünden toplumun ilerideki refahı da olumsuz etkileniyor. Kişilerin severek çalıştıkları alanda daha başarılı olup yükselme imkanları var`` diye konuştu. Türkiye`deki üniversitelerin sayısının artırılmasını da eleştiren Prof. Dr. Nilüfer Voltan Acar, öğrencilerin ``para kazanma aracı olarak görülmemesini`` istedi. İş alanları sınırlı olduğu için üniversite mezunlarının büyük çoğunluğunun işsiz kaldığını, istihdam alanları yaratılmadığı için yeni açılacak üniversitelerden mezun olacakların işsiz kalmalarının da kaçınılmaz olduğunu savunan Acar, ``Toplumun gelecekle ilgili refahıyla oynamaya, bireyler olarak bizlerin de, karar mekanizmalarının da hakkı yok`` diye konuştu Çocuğumun meslek seçiminde benim sorumluluğum nedir? Çocuğunuz meslek seçerken anne-baba olarak yanıtlanması gereken birkaç soru var: Çocuğumun mesleğini kim belirleyecek? Çocuğumun mesleği nasıl sağlıklı olarak belirlenir? Çocuğumu nasıl gözlemlemeliyim -nasıl davranmalıyım? Çocuğumun geleceği ile ilgili beklentilerim neler ve bunlar gerçekleşebilir mi? Nasıl? Bu ve buna benzer sizin de kafanızda dolaşan birçok sorun vardır. Biz yetişkinlerin, gencin meslek seçiminde en önemli görevimiz çocuğumuzun “bir meslekî tercihi billurlaştırmasına” yardımcı olmaktır. 14 -18 yaş arasındaki öğrenciler, meslekî gelişimin araştırma evresinin deneme basamağındadırlar. Bu basamakta üstlenilmesi gereken meslekî gelişim görevi ‘‘bir meslekî tercihi billurlaştırmaktır.’’ Bireyin kendini tanıması, gizil güçlerinin farkında olması bir mesleği tercih edebilmek için yeterli değildir. Bireyin “meslekî olgunluk düzeyi”nin de yüksek olması gerekmektedir. Çocuğumuzun meslekî olgunluk düzeyinin gelişmesine katkıda bulunabileceğimiz nokta onun yeteneklerini ve ilgilerini ortaya koymasına fırsat vermek veya fırsat oluşturmak olduğu söylenebilir. Meselâ yaz tatilinde çalışmak isteyen çocuğumuzu yüreklendirmek; çalışması için imkân oluşturmak gibi. Burada önemli olan ilgiler ve yeteneklerin tek başına keşfi değil, keşfedilmiş ilgi ve yeteneklerin bir biçimde ifade edilmesidir. Çocuğun nerede başarılı ve mutlu, nerede başarısız ve tatmin edici olmadığını görmesi meslekî olgunluğu açısından önemlidir. Anne ve baba için önemli olanın, çocuğun toplumca “kariyeri” yüksek olduğu belirtilen bir meslekten çok; kendini gerçekleştirebileceği, mutlu ve başarılı olabileceği bir mesleği seçebilmesi olmalıdır. Meselâ sıradan ve işini sevmeyen bir “doktor” olmaktansa, aranan, işini yapan ve başarılı bir “öğretmen” olmak çok daha iyidir. Mesleğin seçilmesi sorumluluğu çocuğumuza aittir. Biz üzerimize almamalıyız. Bir mesleğe yönlendirmeden söz ediliyorsa, iki yöntemden birisi tercih edilerek yapılıyordur. Yöneltme ya da yönelme. Yönlendirmenin bir biçimi olan yöneltme biz yetişkinlerin çocuk için neyin iyi olduğuna karar verip bir mesleğe yönlendirmemizdir. Kuşkusuz çok da iyi niyetle yapılan bir mesleğe yöneltme çocuğu dıştan kontrole alıştırdığından günümüzde önerilmemektedir. Yönelme ise meslek seçimi sorumluluğunu çocuğa bırakarak onun kendi geleceği için çaba harcamasını ve uygun alanı keşfetmesini öneren yaklaşımdır. Tabiî olarak, anne ve babalar, kendi bilgi ve deneyimlerini çocuklarının meslek seçiminde, onlara yardımcı olmak için kullanmak isteyeceklerdir. Anne ve babaların deneyimlerini mesleği belirlemede, yönlendirmede kullanmak yerine, çocuklarının önlerindeki engelleri, seçenekleri, ayrıntıları, bilgiye ulaşma yollarını göstermede kullanmaları, çocuklara daha çok yardımcı olacaktır. Bizler çocuğumuzun kendi geleceğinin sorumluluğunu üstlenip kendi hayat çizgilerini oluşturmalarına yardımcı olmalıyız. Çocuğumuzun zayıf olduğu yönleri yerine, güçlü olduğu yönlerini vurgulamaya çalışmalıyız. Durmadan eksiklerini çocuğun yüzüne vurmak onu geliştirmez. Onu geliştirecek şey aslında onda olan özelliklerdir. Etkili ana - babalar çocuklarının güçlü yönlerini fark edip bu durumu çocuklarına hissettirirler. Teşvik ve ödül birbirine karıştırılmamalıdır. Aldığı iyi bir nottan sonra çocuğumuza bir ödül vermek yerine “Bu benim çok hoşuma gitti. Bir gün bu gidişle hedefine ulaşabilirsin.” gibi onu motive edici konuşmak çok daha etkili olacaktır. Çünkü biz öyle bir noktaya ulaşmalıyız ki çocuğumuz biz istediğimiz için değil, kendisi istediği için ders çalışsın, üniversiteye hazırlansın ve meslek tercihi yapsın. Örnek teşvik sözleri şunlardır: “Bu işi yapabileceğini biliyorum. Çaba gösterdikçe başarılı olduğunu görüyorum. Bu yaptıklarını takdir ediyorum. Kararına güveniyorum. Bu konuyu ayrıntılı düşündüğün belli oluyor. Eminim ki bu biçimde çalışmayı sürdürürsen başarılı olacaksın.” Yukarıdaki teşvik sözlerine dikkat ederseniz ne akıl verme ne de ödül var. Sadece çabanın fark edilmesi, çocuğun yaptığı işe güven duyması ve takdir edilme var. Teşvik sözleri ile ulaşacağımız nokta, çocuğumuzun kendi geleceğine sahip çıkması, çaba ve gelişmelerinin fark edilmesi ve olumlu yönlerinin vurgulanmasıdır. Karşılıksız sevmenin bedeli Muhammed Ali anlatıyor: ‘‘Şampiyon olduğum zaman, eski kot pantolonumu üstüme geçirip, eski bir şapka takıp, sakal bırakarak, beni kimsenin tanımadığı bir kasabanın sokaklarında yürüyüşe çıkacağım ve beni, sadece ben olduğum için sevecek bir insan bulana kadar da yürüyeceğim. Bulduğumda, onu bir milyonluk arazime tepeden bakan, 250 bin dolarlık evime götürüp, Cadillac arabalarımı, havanın yağmurlu olduğu günlerde kullandığım kapalı havuzumu göstereceğim ve ona, ‘İşte bunların hepsi senin; çünkü beni, ben olduğum için seviyorsun’ diyeceğim

Etiketler: , meslek, seçiminde, aile çocuğunu, iyi, tanımalı, dershane, börü tipi dershane, ekonomik dershane, özel grup, özel ders, savaş karamık, doğru karar dershanesi, garantili eğitim, özel matematik dersi, dershane seçimi, ankara dershaneleri, uygun ücret, kızılay dershane

Kaynak: internet/Savaş KARAMIK


Toplam Ziyaretçi Sayısı : 1332

 



 

Paylaş
 

Müşteri Yorumları
Meslek Seçiminde ``aile Çocuğunu İyi Tanımalı`` Haber / Makalesi ile ilgili hiç yorum eklenmemiş.
Yorum Ekle
Meslek Seçiminde ``aile Çocuğunu İyi Tanımalı`` Haber / Makalesi ile ilgili görüşlerinizi ve deneyimlerinizi herkesle paylaşın...
Yorumunuz :*
Değerlendirme Puanı :
Adınız - Soyadınız:
Email Adresiniz :
Sitede Gösterilmeyecektir.
Güvenlik Kodu :
 

 

Ürünler